You are here: Gündem - Ekonomi - Siyaset

Bu CHP'lilere ne oluyor?

e-Posta Yazdır PDF

Bu CHP'lilere ne oluyor?

“Böyle yargı faşist rejimlerde olurmuş”

Anamuhalefet partisinin ne dediğini bir türlü anlayamıyorum. Antalya milletvekili Gürkut Acar, avukatların savunma haklarının miktarı münasip şekilde kısıtlanmasıyla ilgili iddia ediyor; “Böyle yasalar faşist rejimlerde olurmuş”

 

Bu faşizm düşmanlığının tarihi gerçekleri göz ardı edecek şekilde ortaya atılmasına karşıyım. Hitler, 1932 seçimlerinden Reichtag'a en fazla milletvekilini sokan partinin başındaydı. 1933 yılında çıkan bir yangıda Reichtag tamamıyle yandı. Sanık olarak Almanya'da ikamet eden bir Bulgar komünisti Bulgar Dimitrov yargılandı. Bir düşünün, Hitler şansolye.. Egemen olan Nazi partisi, Georgi Dimitrov diye bir Bulgar komünisti yargılanıyor. Ne mi oluyor? Adama beraat ediyor. Yargısız infazlar, savaş dönemindeki soykırım tamam da Alman mahkemesinin kararı da ortada. Mahkeme bu boru değil. Şu bizdeki ileri demokrasinin nimetlerini bir türlü anlayamadığımız gibi teşhiste, örneklemede de büyük yanlışlar yapıyoruz.

Milyarderler İstanbul'da toplandı

e-Posta Yazdır PDF

Milyarderler İstanbul'da toplandı

 

Ey İstanbullular, övünün mutlu olun, bakın milyarderler İstanbul'da toplanıyor. Sakın ha, cep delik, cepken delik, bana ne demeyin. TV'lerden, yazılı basından duymuyor musunuz? İstanbul'a gelen yabancılar ama bir günlüğüne, ama iki günlüğüne, İstanbul'u methetmekle bitiremiyorlar. Yanlış işitmediysem bu milyarderler iki milyon 800 bin kişiye iş sağlayacak yatırım yapacaklarmış. Hani ölme diyor ya...Sakın ha gülmeyin. Nurlu ufuklarının ışıltısının, yağan rahmetten, çakan şimşekten anlayamıyorsanız ben ne diyeyim!

 

Dünyanın en ucuz iş gücü bizde. Tabii en pahalı yaşam da bizde. Devlet babanı gözü de asgari ücretten alacağı vergide.

İmana gelmeden önce imama gel...

e-Posta Yazdır PDF

İmana gelmeden önce imama gel...

 

Muğla'da arkadaşlarıyla cumaya giden Arif Ekiz, 15 kişiyle namaz kıldıktan sonra hutbeye çıkan cami imamıTK siyaset konuşunca uyarıp “siyaset yapma, bir siyasi partiyi minberden övme” demiş.

 

 

İmam da, yaşlı adamı tekme tokat yere serdikten sonra eline geçirdiği tırmığın sapıyla bir temiz dövmüş.

 

Arif Ekiz evde hasta yatıyor.

 

İmam, kimilerine göre idari izinli.

 

Müftülük tahkikat yapıyor.

 

Ne var bunda demeyin, çeşitli hediyeler dağıtan gazetelerimizde tek satır yok. İnternet sitelerine almışlar. Yavaş yavaş bu işi öğreneceğiz. Okulumuzda, çalıştığımız yerde ve elbette camide...

Apo ve KCK

e-Posta Yazdır PDF

Ey aydınlarım, entellerim, dantellerim, değerli medya mensupları, parlamenterlerim, şu KCK'yı kim kurmuş?

 

Dünyada bir örneği daha var mı?

Şu KCK'yı (Koma Ciwaken Kürdistan) kim kurmuş? Benim devletime düşmanlığınızı anladım da küfretmeye, dalga geçmeye ne hakkınız var?

Şu KCK davaları başladı, iddianameler yayınlanmaya başladı, şaşırdım kaldım. Şu avukatlar ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezasına hükümlü Abdullah Öcalan'ın talimatları doğrultusunda bu işi yapıyorlarmış. Yahu İmralı'da Abdullah Öcalan'ın aldığı nefes bile kayıt altında. Görüntüsüyle, sesiyle hiç öyle bir ortam yaratılır mı? Gerçi bundan önce yazdığımız onlarca yazıda 'ÇAKMA MANDELA' yaratıyoruz iddiasında bulunmuştuk ama o hicivdi. O cezaevinin bağlı bulunduğu savcılık makamı, onların üstündeki Adalet Bakanlığı, Genel Müdürlükleri böyle bir şeye fırsat verirler mi?

Öcalan'ın şifreli talimatlarının bir bölümünü de oradaki hükümlülerden alıyorlarmış. KCK iddianamesine yansıyan bu ifadeler zinhar yalandır, iftiradır. Yasalarla, yönetmeliklerle hemen hemen hepsi ömür boyu hapse mahkum olmuş bu kişilerin telepati yolu hariç gelen avukatlara bu imkanları sağlaması olanak dışıdır. Çünkü yasalarla men edilmiştir. Yazımızın başlığı olan İmralı'da bir Tiran Abdullah Öcalan, Diyarbakır'da E tipi cezaevinde bir hücrede ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezasını çeken Şemdin Sakık'ın yazdığı bir kitabın adıdır.

Şemdin Sakık - Öcalan'dan bir yıl önce yakalanmıştır - tanıdığı Öcalan'ı anlatmaktadır. Kendisi de benzeri bir cezadan yatmaktadır. Onun onlarca avukatı yok ziyaretine gelen, izin verilen. İleri demokrasiye ülkemizi kavuşturan AKP iktidarı böyle bir şeye izin verir mi? KCK falan tamam da şu iddianameye yansıyan iddiaları, ifadeleri yadsıyacak birileri yok mu? Televizyon bangır bangır bu iddiaları yansıtıyor, gazetelerde sütun sütun çıkıyor. Ülkemde muhalefet mecliste temsil ediliyor.

Haydi iktidar kendi yönetimlerine yapılmış bu iddiaları yanıtlamaya tenezzül etmiyor. Bu KCK iddianamesindeki yazılanlar Türkiye Cumhuriyetinin kurulu düzenine, yasalarına göre olmaması gereken şeylerdir. Devlet için bir zuldür. Sanki İmralı bir ceza infaz kurumu değil de dingonun ahırı.

 

Erdoğan şunu dedi, Ergin bunu söyledi deyip laf yetiştireceğinize, 'TC'yi yöneten güçlerin böyle bir rezilliğe izin vermesine imkan yoktur. Acilen yüce parlamento tarafından soruşturulsun' diyecek bir muhalefet milletvekili de mi yok.

Bit yarışı değil, bit atma yarışı

e-Posta Yazdır PDF

Hep tersinden anlıyoruz

Bit yarışı, bit atma yarışına döndü...

Dünyanın en güzel ülkesinde yaşıyoruz.

K... çalıyor, Ç....oynuyor... desek ırkçı söylem olacak.

*

 

Atatürk, Türk, güven, çalış, övün demiş... Her lafı tersinden anladığımız için Türk, övün, çalış, güven demişiz... El hak övünmekte yektayız, çalışmak ve güvenmek semtimizden geçmemiş.

 

 

*

Eskiden hapishanelerde bit yarırşıtırlardı. İleri demokrasi ve onun getirdiği paydaş ve yandaşlarla bit atma yarışı başladı.

*

Ülke güllük, gülistanlık... Köprü çökmüş, Filyos çayında ceset arıyoruz. Yüzlerce adam, makine... Şu ceset arama işine sarf ettiğimiz çabayı, köprüye harcasaydık ne ceset olurdu ne de arama.

 

*

34 şehidimiz varmış. Kaçaktan başka geçim yolu bulamayan insanlarımız ölmüş. Yüreğimiz yandı. Tazminat verelim tamam emme abartmayalım. Vay vay vay... Ölenleri şehit sayacakmışız... Ne günlere kaldık.

 

İyi güzel de, hamalın yevmiyesi 50 TL... Katırın da... Hepsinin canı ceplerinde. Peki patron kim patron? Hiç merak edeniniz yok mu?

*

Bir geliştik, bir geliştik ki sormayın gitsin. İnsanlar bir yaşamlarına, bir ceplerine bakıyor, TUİK'in verileri yanlış mı diyor. Yanlış olmayan tek gerçek Cumhuriyet'in 89. yılındayız. Taban tavan değil, günlük haberlerden edindiğimiz bilgi başta uyuşturucu kaçakçılığı olmak üzere namussuzluk tavan yaptı.

 

*

Bu askerler var ya, bu askerler... Her darbeden sonra ekonomimizi çökertmişler. 27 Mayıs'ta Merkez Bankası'ndan 177 ton altın kaybolmuş. Bildiğim bir şey varsa 1984 senesinin sonunda Türkiye Cumhuriyeti'ni Özal'a devreden askerler 16.5 milyar dolar dış, 1 milyar dolar da iç borç devretmişlerdi. Özal, bu borcu yedi yılda 120 milyar dolarak ulaştırdı. Ondan sonra gelen Akbulut, Yılmaz, Demirel, Çiller, Erbakan ve Ecevit bu başarıyı gösteremediler.

Ne de olsa itibarı olana borç verirlerdi. AKP döneminde TC'nin itibarı arttı. Devlet garantili borçları da hesaba katarsak TC'nin borcu 500 milyar doları aştı. Bir ilerliyoruz bir ilerliyoruz ki aklımız şaştı.

Hükümet dulları düşünmüş

e-Posta Yazdır PDF

Kedya dullara çift maaş müjdesini duyurdu. İyi güzel de kardeşim , siz hiç şehit eşlerini gördünüz mü? Genç yaşta şehit olan nefer, onbaşı , çavuş, uzman, subay eşi tanıdınız mı? O şehitlerin eşlerine verdiğiniz maaşlar,  yıllardır onların boynuna bir pranga oldu. Evlenirlerse anında maaşları kesiliyor. Bu ülkede kadın haklarından bahseden milyonlar var. Üç kuruş için evlenmeleri yasak olan o binlerce dula kimlerin musallat olduğundan haberiniz var mı?

Madem dulları düşünüyorsunuz, vatanı için, insanları için ölen şehitlerin eşlerini de düşünün. Onların yetimlerini düşünün. O kadınlarımızın boynundaki prangayı çıkartın. O tarafa giden de rahat etsin, bu dünyada bıraktıkları da.



Ah şu arap kardeşlerimiz

e-Posta Yazdır PDF

 

 

 

Ah şu arap kardeşlerimiz..

 

 

Türkiye'de sanki olaylar yoktu, bir de Araplar çıktı.

 

İslam ülkeleri ne hikmetse Türkiye'yi terörde hep hedef seçti. Bu hedef seçme Türkiye'yi müslümanlığını, dindarlığını ön plana çıkaran yöneticiler başa geldiğinde doruk noktaya çıktı. ABD tarafından Kaddafi'nin çadırı bombalandı, Ankara Gazi Osman Paşa'da ABD Subay Klübüne Libyalı teröristler bombayla taarruz ederken yakalandılar. Müslüman diye, Müslüman Kardeşler örgütünün Samandağ'da konuşlanmasına birileri izin vermişti. Suriye'de bu örgütün üstlendiği bir patlama oldu. Aralarında Suriye'de görevli Rus uzmanların da bulunduğu 247 kişi öldü. Kırıkkale'de silah fabrikalarımız üç defa uçtu. Her ne kadar kazadır dedilerse de, işi bilenler Suriye'de konuşlanan Ebu Nidal örgütünü gösterdiler. Şiadır, İslami devrimdir anladık da, Türkiye'ye gelen mercimek, kuru fasülye gibi ticari heyetler de başta Hizbullah olmak üzere tüm bu örgütlerin arkasından İran sırıtıyordu. Ülkenin yönetimi müslümanlığı ve dindarlığıyla övünen Turgut Özal'daydı. Mısır Büyükelçiliğini basan, İstanbul'da HSBC patlamasını yapanların ardında da kimler vardı bir düşünelim.

 

 

 

Libya dedik...

Arap baharı falan...

Kaddafi gitti, piyango Libya'da iş yapmaya kalkan Türk işadamlarına vurdu. Maşallah ülkemizde sanki hiç olay olmuyordu...

Kürt kardeşlerimiz yetmiyormuş gibi, bir de Libyalı kardeşlerimiz çıktı. Konsolosluk, elçilik basma bunlarda. Otellerde kafayı çekip rezalet çıkartmak bunlarda. Neymiş, tedavi oluyorlarmış...

 

 

Merak ediyorum, sağlık ve sıhhatleri eylem yapmaya müsait olan bu kardeşlerimizi memleketlerine iade edecek bir irade benim ülkemde yok mu?

Usta fena çuvalladı

e-Posta Yazdır PDF

Yanlışlıkla bir muhalif gazete okudum

Sözcü güya hükümeti eleştirmiş....

Yanlışlıkla okudum.

Birinci sayfasında sekiz sütuna güya başbakanı eleştiren bir yazı almış Sözcü. “Usta fena batırmış” haberin başlığı.

Neymiş, 2002'de et beşbuçuk liraymış yirmi altı olmuş. Ne yani, halkın protein ihtiyacı karşılansın diye angusları ithal etmedik mi? Bedava mı veriyorlar. Onları getiren gemiler bedava mı taşıyor? Aracı, ithalatçı para kazanmayacak mı? Gözünüze dizinize dursun.

Ekmek fiyatlarından bahsetmiş Sözcü. Ekmek yiye yiye şişmanladınız. Buğday sizin iştahınıza yetişmez oldu. Buğday ithal etmeye başladık. Bir litre benzin 1 lira 66 kuruştan 4 lira 61 kuruşa çıkmış.

Benzinden en fazla vergiyi biz alıyormuşuz. Ne yani vergi almasınlar mı?

Emekli milletvekillerini maaşlarını artırmadılar mı? Halka bedava odun kömür dağıtmıyorlar mı? Bedava yiyecek paketi vermiyorlar mı?

Hele hele 2002 de dolar 1 lira 52 kuruşmuş, şimdi 1 lira 81 kuruş olmuş.

Dolar nerenin parası, Amerika'nın. ABD dünyanın en güçlü devleti değil mi? Obama, ülkesinin parasını değerini artırmışsa bunda Tayyip beyin ne günahı var? Kıskanmayın, bir gün de elbet bizim paramızın değeri artar. Hele şu lafa bak; 2002'de devletin borcu 242 milyar liraymış, şimdi 518 milyar lira olmuş.

Yanlış! Devlet garantili borçlar, görünmeyen rakamlarla çok çok daha fazla borcumuz. Nereden mi biliyorum; itibarı olana borç verirler. İtibarımız en az üç kat arttı. Dolayısıyla borcumuz da.

2002'de kredi borçlusu altı milyon kişiymiş. Günümüzde bu rakam 9 milyon kişi olmuş. Dedik ya itibarı olana borç verirler diye, insanlarımızın da itibarı kredisi artmış.

2002'de tutuklu ve hükümlü sayısı 59 bin kişiymiş. Günümüzde ise sayı 130 bine çıkmış. Onlar hem Rahşan affını unutmuşlar, hem de ne olacaktı yani? AKP iktidarıyla sayılarıyla 200 bini aşan polisimiz, yakalamayacak mıydı?

Yargının yerleşim planıyla bir kat daha itibar kazanan savcılarımız, hakimlerimiz bağışlayacak mıydı? Kaş yapalım derken göz çıkartmışlar. Övünün övünün övünün. Güvenin güvenin güvenin.

2023'de Allah'ın izniyle bu rakamları on katına çıkartırlar da Usta'yı alkışlayanların şaplak seslerinden kulaklarınız sağır olur.

Çanakkale Geçilmez...

e-Posta Yazdır PDF

Çanakkale Deniz Savaşı'nın 97.yılıyla ilgili etkinlikler yaptık. Ben o savaşın kazanılmasında en büyük rolü oynayan nusret mayın gemisiyle 1955 yılında izmit gölcükde tanıştım. Nasıl mı derseniz,

Bendeniz kıçtan kara, eski adıyla Goben, bizim verdiğimiz isimle Yavuz gemisinde gemicilik eğitimi alan astsubay onbaşıydım. Nusrat da Yavuz'un bordosuna bağlanmış ona elektrik veren gemi. Nusratı da dolaşma fırsatını orada buldum.

Yine aynı savaşla ilgili ART televizyonuna “Biz Oradaydık” adlı bir program yapıyorduk. Seyit Onbaşı'nın doğduğu, savaştan sonra ölene kadar yaşadığı köye gitti. Kızı Fatma Hanım'ı görme fırsatını da orada elde ettik.

Çanakkale'de rivayete göre 310 bin, resmi belirlemelere göre 257 bin şehit verdik. Örneğin, Adıyaman'dan 12 er, 1 onbaşı;

Artvin'den 8 er, 2 onbaşı;

Bingöl'den 6 er, 1 çavuş;

Bitlis'den 43 er, 2 onbaşı, 2 çavuş, 2 teğmen, 1 yüzbaşı vermişiz.

İstanbul, İzmir ve Bursa'dan verdiğimiz şehit sayısı 100 binin üzerinde.

Dönemin Üniversitesi Darül Fünun'da erkek öğrenci kalmamış.

Kulüplerde spor yapan sporcu kalmamış.

Öyle bir savaş ki, Türklerin dayanmasıyla Rusya'da çarlık çökmüş kominist rejim gerçekleşmiş. Winston Churchil diye bir adamın 22 yıl siyasi yaşamdaki etkinliği bitmiş. Padişahımız efendimiz diye tanımlanan yönetim egemen olmasa Alman komutanların bir takım yanlışlıkları bulunmasa, ülkesi için canından başka feda edecek başka bir şeyi olmayan Türk'ün kaybının en az dörtte bir oranında azalacağı iddiaları da cabası. Bir ordunun kaybettikleri, askerlerin adları, doğdukları yer, aileleri belli. Hani birileri Türkiye Cumhuriyeti'ni yüzde 99'u Müslüman olan diye tarif ediyor ya...

Ondan daha belli olan Çanakkale'deki şehitlerin yüzde 99'unun Türk oğlu Türk olmaları.

Günümüzde hiç kimse, yurt sevgisi, vatan sevgisi için canını feda eden askerin konumundan, durumundan bahsetmiyor. Hiç olmazsa Akif'ten utanın. Ne güzel demiş, Ya Rab bir hilal uğruna ne güneşler batıyor.

Türk, Anadolu halkı bir güneştir. Aydınlığı yadsımayın...

Sayfa 12 / 52