You are here: Gündem - Ekonomi - Siyaset

İleri demokrasinin büyük başarısı

e-Posta Yazdır PDF

Çakma Mandela yarattık.

“Büyük Önder Apo”

 

 

Bir ülke düşünün, teröre onbinlerce can kaybı vermiş. Dünya çapında terör uzmanları yetiştirmiş. Bir gün bu ülkede yönetim değişmiş. Halkın oylarıyla iktidara gelenler adına “İLERİ DEMOKRASİ” denen bir sistemle ülkeyi yönetmeye başlamışlar. Deneme yanılma tamam da, yanılgılardan hiç ders çıkartmayıp üstünde ısrar etmişler. Bir adaya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla kapattıkları bir sosyopattan medet ummuşlar. 2003 yılından bu yana 24 kez yazmışım, “Çakma Mandela yaratıyorsunuz, terörle mücadelenin dünyaca kabul edilen birinci koşulu teröristle pazarlık yapılmaz.” Biz ise ila maşallah gözlerimizi kapatmış büyük bir kararlılıkla ülke vatandaşları arasından bir bölüme büyük önder yaratmışız. Bu yaratıcılar bir gün saltanatımız biter, bunun hesabını sorarlar demeden, kararlılıkla işlevlerini halen sürdürüyorlar. Ne diyeyim Allah akıl fikir versin demekten başka çaremiz var mı?

 

2003 yılında ilk defa yazdığım yazının linki aşağıda.

http://www.aykirihaber.org/teroer/702-apo-mral-ve-tuerkiye.html

Korkusuz Türklere ne oldu?

e-Posta Yazdır PDF

 

13 sayısı için uğursuz derler. 17 Aralık 2013 “Paralel devlet” darbesinden sonra ülkemi yönetenlere birşeyler oldu. Bir hareketlenme, bir bereketlenme. Dershaneydi, okuldu, cemaatti falan derken bir aydır bununla yatıp kalkıyoruz. Büyüklerimizin telaşesinden vatandaşı da bir korku aldı. Halbuki sitemizde 10 Kasım 2008 tarihinde yayınlanan yazıda okuyacağınız gibi ne kadar korkusuz olduğumuzu belirterek övünmüştüm. Ergenekon davasında 19 yıl 2 ay hapse hüküm yiyen ben cesaretimizle övünürken ne oldu da bu iş korkuya dönüştü. Çeşitli hastalıklarım yüzünden evden dışarı çıkamıyorum. Televizyonun karşısında zorunlu oturuyorum. Her gün asgari beş gazete alıyorum. TV ekranlarından ve gazete sayfalarından akseden bilgilere göre ileri demokrasi sayesinde bir ilerlemişiz, bir ilerlemişiz ki sormayın gitsin.

 

Ne diyeyim, Yüce Allahım encamımızı hayreylerken aklımızı muhafaza etmemizi de sağlasın.

 

 

Adalet dediğin nedir?

e-Posta Yazdır PDF

Saraylara sığmayan bir şey mi?

 

2 Kasım 2002 seçimlerini kazanarak tek başına iktidara gelen partinin adı Adalet ve Kalkınma Partisi. Bendeniz, Türkiye'deki polis adliye muhabirlerinin en kıdemlisiyim. 76 yaşındayım. Onmaz çeşitli hastalıklardan muzdaribim. 19 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmış bir Ergenekon hükümlüsüyüm. Yarım asırdan fazla hayatım sav, savunma ve yargı üçgeninde geçti. AKP ile ileri demokrasiyi tanıdım. İleri demokrasinin adaletini de özel yetkili Silivri mahkemelerinde anladım. Bu ülkenin en değerli insanları, dostlarım tutuklu yargılanırlarken, tutuksuz yargılanmanın hicabına katlandım. Gerçi onların koşullarına abartısız ya iki ay ya üç ay dayanırdım. Hiç olmazsa bu rezillikleri görmezdim.

 

17 Aralık 2013'de balon patladı. En çok üzüldüğüm yandaş denilen yayın organlarında çalışanlar. İktidarın takdirlerine mazhar olmuş yargı görevlileri ve kolluk güçleri mensupları oldu. Elhamdürillah Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Gerçi dünyada bu müslümanlardan başka hangi ülkede birbirini boğazlayan insanlar var demiyoruz... 27 Mayıs 1960 ihtilalini, 22 Şubat ve 21 Mayıs ihtilal girişimlerini yakinen izledim. 12 Mart, 12 Eylül askeri darbelerinin en yakın gözlemcilerinden birisiydim. Şu Ergenekon denilen davadan inanır mısınız hiçbirşey anlamadım. Ne zaman terör örgütü üyesi olduğumu, suçumun ne olduğunu bilmiyorum. Bildiğim bir tek şey var, dün ve bugün her konuşmalarında gerekli gereksiz Allah adını zikredenlerin düştüğü konum... Daha yirmi gün olmadı, balon bir yerinden delindi. Şu ileri demokraside yaşayanların bir haline bakın. İnansanız da, inanmasanız da adalet diye bir şey var. Hani atasözüne dönüşmüş bir deyim var “Zırva tevil götürmez.”

Biz bukadar mı dangalağız?

e-Posta Yazdır PDF

 

 

Yıl 2008... Rusya'da Federal Mahkeme'nin kararıyla hizmet vakfının okulları kapatılmış. O okullardan mezun olmuş, adli sistemde ve güvenlik sisteminde çalışan 55 Rusya Federasyonu vatandaşı mahkemenin kararıyla kaydı hayat şartıyla bir daha devlet memuru olamazlar diye işten atılıyor. Okulların yöneticisi Türk vatandaşları sınırdışı ediliyor.

 

Federal Mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti'yle Rusya Federasyonu'nun arasında tatsızlık olmasın diye kararın gerekçesini açıklamıyor.

 

Ergenekoncu nasıl olunur?

Ergenekon davası yeni çıkmış. Oturuyorum, Savcı Zekeriya Öz'ün 2550 sayfalık iddianamesini dünya tarihinde sayfa kapsamı açısından bir ilk olduğunu açıklıyorum. Ardından Ergenekon mahkemesinin yargıçlarının ne kadar zeki ve bilgili olduklarını 4.5 milyon sayfa belgeyi 2.550 sayfalık iddianameyi 12 günde inceleyip kabul eden mahkemeyle iftihar etümemiz, övünmemiz gerektiğini yazmıştım. Bu ne zekadır, bu ne büyük hukuk bilgisidir diye övünmemiz gerektiğini bildirmiştim. Benim gibi düşünenlerin vazgeçtim yazmaktan konuşmaktan, düşünmekten cezalandırılacağını unutmuştum. İyi güzel de kardeşim, “devlet malı deniz, bal tutan parmağını yalar”a merhum Özal'dan sonra “olsun, çalıyorlar ama iş de yapıyorlar” gibi sözler girmişti.

 

AKP ve yandaş basın iki de bir de Adnan Menderes diyorlar. Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bir diyeceğim var; 27 Mayıs 1960 tarihinde yayınlanan Cumhuriyet gazetesinin sabah baskısına bir baksın. Ardından da saat 14.00'da yayınlanan ikinci baskısına baksın. Birinci baskıda “Onbinler Başbakan Menderes'i İzmir'de karşıladı.” diye yazarken, ikinci baskıda “sakıtlar yönetimden uzaklaştırıldı. Ülkeyi batıranlar gitti.” diyordu.

 

Şükürler olsun askerler darbe denilen olgudan uzaklaştı. Yapılacak seçimlerde AKP'nin tek başına iktidar olamaması neler doğuracaktır bir düşünün.

Bu başbakan, bu valiler, bu savcılar ne diyor?

e-Posta Yazdır PDF

 

 

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, sık sık “vatan hainleri, vatan haini” diyor. Hanimiş, neredeymiş onlar. 23 yıldır 776 bin kimoletre karelik ülkemizde bir tane vatan haini çıkmadı. Niye derseniz, vatan hainliği diye bir suç yok. Başka ülkelerde suç olan vatan hainliği benim ülkemde serbesttir. Türkiye Cumhuriyeti üç erkle yönetilir; yasama, yürütme, yargı... Yürütme organının adıyla müsemma bir biçimde bihakkın çalıştığını kim inkar edebilir? Allah var, adaleti saraylara oturtup, özel arabalar, maaşlarda iyileştirme falan filanın yanına ufak bir arzu koyduk. Yürütmeye güçlük çıkarmama. Çok değil 35 yıl önce polis memurlarının büyük bir bölümü ilkokul mezunu veya ortaokuldan terkti. Şimdi öyle mi? Maaşallah o gaz sıkan, bombasını atan, copunu sallayan polislerin arasında bol miktarda üniversite mezunu var. Münafıklara sorarsan başka memuriyet bulamadıkları için. Polisiydi yargı mensubuydu, bu devletin memuru, çoluğu var, çocuğu var.

ordan alınıp oraya verildiği zaman neler çekiyorlar. Yasamaya gelince bir daha o makama gelmeleri tek bir kişiye bağlı. Milletin vekilleri için, kendisi de milletin bir vekili olan Sayın Oktay Ekşi, Kanun Fabrikası diye bir kitap yazmış. Sayın Ekşi mütevazi bir insandır. Kitabı için konuşmuyor. Bana sorarsanız TBMM'yi yansıtan bir ayna. Velhasılı kral çıplak...

Demokrasi dediğin böyle olur...

e-Posta Yazdır PDF

 

Demokrasi Yunanca bir kelime. Demo halk, krasi idare demek. Ne hikmeti hüda ise Türkiye Cumhuriyeti'nin yönetimine gelenler demokrasi sözcüğünü ağızlarından düşürmezler. Malum AKP, Türkiye'nin yanı sıra dünya ülkeleri arasında da liderliğe sıvandığından demokrasiyi ilerletecek adımları tek tek atıyor. Basın mensuplarının emniyet binalarına giriş çıkışı yasaklandı. Sürekli basın kartı sahibiyim. Basın denilen meslekle ilk kez 1958 yılında tanıştım. Hapishane, akıl hastanesi, amme haklarından mahrumiyet ve benzeri zorunlu olaylardan 1974 genel af kanunu çıkana kadar kaçak işçi statüsünde aralıklı takıldım.1958'den 2013'e kadar 55 sene geçmiş. Bu 55 yıl içinde ülke genelinde defalarca sıkıyönetim ilan edildi. Sıkıyönetim mahkemeleri kuruldu, bir çok yasaklar gündeme geldi. Demokrasi olmadığından hiçkimsenin aklına emniyet binalarına gazetecileri sokmamak gelmedi.

 

Güvenlik ve Yargı Muhabirleri Derneği'nin yirmi yılı aşkın bir süre başkanlığını yaptım. Görünürde bu alanda en uzun süre çalışmış basın mensubuyum. Dünya ülkeleri arasında gazetecilerin emniyet binalarına girmesinin yasak olduğu tek ülkenin vatandaşı konumunda oldum. Nasıl gurur duymayayım. İleri demokrasiyle ülkemizi tanıştıran AKP, dünyada da böyle bir yeniliği getirerek adını duyurdu. Yüksel ki yerin bu yer değildir.

Osmanlı olmanın bir bedeli vardır...

e-Posta Yazdır PDF

 

Osmanlı'ya özenen, bir şekilde sandıktan çıkarak Osmanlı olmak isteyenler ne yapacaktı?

Ne bekliyorduk?

Osmanlı'nın en parlak döneminde yaşayan şair Fuzuli (d.1483,ö.1556) durumu şöyle anlatıyordu: Selam verdim rüşvet deyildir deyu almadılar.

O kafa 1984'te yapılan seçimlerden sonra yeniden doğdu. Veciz söylemler ortaya çıktı. Örneğin “Ganimetten pay almaya” gelenler; “Yol yapalım yolumuzu bulalım” diyenler; “Adam götürüyor ama iş de yapıyor” diyenler....

 

Ne bekliyordunuz?

Üç erkle yönetilmesi gereken ülkemizde yargının bihakkın çalıştığını söyleyebilecek ve dahi kanıtlayacak bir Allah'ın kulu var mı? İhale yolsuzluklarını, cezasını, vazgeçtim cezadan neredeyse ödüllendirecek yasalar çıkartan yasamanın düzgün çalıştığını kim iddia edebilir? Bu ülkede üç erkten sadece yürütme erki adına layık bir şekilde başarıyla çalışmaktadır. Bunu daha anlayamadıysanız ben ne diyeyim.

Napsam, nitsem acaba?

e-Posta Yazdır PDF

 

Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin telefonuna bir terör örgütünün üyelerinin telefon numaralarının “sehven yüklenmesi” bende derin yaralar açmıştı. Neden derseniz, Ahmet Vardar'ın vefatından sonra Türkiye'deki en eski, kıdemli polis adliye muhabiri bendim. İstiklal Savaşı Gazisi bir polisin çocuğuyum. Aralarında polis memurundan başlayıp genel müdür seviyesine çıkan bir çok dostum oldu. Kat be kat fazlası düşmanımdı. Öleceğim aklıma gelirdi de polisin, polis teşkilatının sehven yüklenmiş diye bir açıklama yapacağı aklıma gelmezdi. Özel yetkililerin ne tür yetkilerle donanmış olduğunu da o zaman anladım. Hani atasözü haline gelmiş suçlularla ilgili bir darbı meselimiz vardır. Merdi kıpti şecaatin arzederken sirkatin söyler. Bu olaya en uygun açıklamaydı. Fakat, yargılanan polisin beraati ve yargılayan mahkemenin kararında amaca ulaşılmadığından denmesi dünyamı kararttı. Pes dedim! Ne diyeyim, Ergenekon davasından 19 yıl 2 aya mahkum olmuşum. Yaş 76 başta ileri diyabet olmak üzere prostat sa, belfıtığından yürüyemiyorum. Torunum Semih'le tartışıyoruz. Bizim oğlan 12 yaşında ama maşallah büyükbabasına çekmiş. Eline ne geçerse okuyor. Oldukça da siyasi. Demesin mi “ölmüş aslan kurttan korkmaz” diye. Oğlanın da benden korkusu yok, alacağı haftalığın rakamları dışında. Kendimi tutamadım, lan aferim dedim. Tam siyasetçi olacak adamsın. Gözümün içine baka baka ölmüş eşek kurttan korkar mı diyeceğine lafı çeviriyorsun.

Cumhurbaşkanları da yargılanırmış...

e-Posta Yazdır PDF

Haberi Hürriyet Gazetesinde okudum.

Alman olunca elbette yargılanır. Hürriyetteki haber şöyle başlıyor; Almanya'nın en sevilen cumhurbaşkanlarından biriydi. “İslam Almanya'ya aittir” Türklerin de çok sevdiği bir isim olmuştu. Hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle istifa etti. Eşi Bettina'dan ayrıldı. Savcılar doğru dürüst bir kanıt aradılar. Sonunda 719. 40 euroluk otel parasını ödeyen arkadaşına bir film projesinde iltimas geçilmesini sağladığını öne sürdüler. Dün yargıç önüne çıktı. Ne diyeyim işte, Alman... Milliyetiyle müsemma.

 

İslam Almanya'ya aittir demiş, demiş ama Müslümanları bir türlü anlamamış.

Ne demiş şairimiz;

“Cari mürtekibi kuruşun cezası kürektir

Milyon ile çalan izzeti ikbal ile serefraz.”

Otel parasının kim tarafından ödendiğini fukaranın bildiğini de zannetmiyorum.

Allahımıza şükredelim ülkemizde vazgeçtim cumhurbaşkanından 2000 lira rüşvet aldı diye yargılanan bir tek seçilmiş var mı? İster milletvekili ister belediye meclis üyesi olsun.

Sayfa 12 / 55